Donald Trump’ın başkanlığındaki ABD, yine bildiğini yaptı. Hedef değişmedi, yöntem değişti: Petrol. Bu kez sahnede Venezuela vardı; arka planda ise Donald Trump ve Amerikan petrol devleri.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın resmi sitesinde yer alan veriler, aslında meselenin ne kadar “basit” olduğunu gözler önüne seriyor. Venezuela ekonomisi neredeyse tamamen petrole bağımlı. Ülkenin GSYH’sinin yüzde 30’u, ihracat gelirlerinin yüzde 95’i, kamu gelirlerinin ise yüzde 56’sı petrol sektöründen geliyor. 2022 verilerine göre Venezuela, 303 milyar varili aşan kanıtlanmış petrol rezerviyle dünyanın en zengin petrol ülkelerinden biri. Günlük üretim 636 bin varil; doğalgaz rezervleri ise trilyon metreküplerle ifade ediliyor.
Yani mesele uyuşturucu değil, uyuşturucu kartelleri değil, Maduro değil, demokrasi değil, insan hakları hiç değil. Mesele, yerin altındaki servet. PETROL.
Trump çıktı ve ne dedi? “Büyük Amerikan petrol şirketlerimizi Venezuela’ya sokacağız.” Bu cümle, bin sayfalık analizden daha dürüst, daha çıplak ve daha öğretici. Anlamı açık: Venezuela’daki 303 milyar varil petrolü biz yöneteceğiz. Direnen olursa da yaptırımla, tehditle, gerekirse saldırıyla hizaya sokacağız.
ABD’nin yıllardır uyguladığı yaptırımların özellikle petrol ihracatını hedef alması tesadüf mü? Elbette değil. Venezuela’nın tek gerçek döviz kaynağı bilinçli olarak boğuldu, ekonomisi çökertilerek ülke teslim alındı. Klasik yöntem: önce ambargo, sonra kaos, ardından “kurtarıcı” rolü.
Trump, başkanlığı döneminde ABD’nin hiç kaybetmediğini de iddia etti. Televizyon ekranlarında ve kağıt üzerinde belki. Ama gerçek dünyada Trump başkanlığındaki ABD’nin kaybettiği şey çok daha büyük: İtibar. Amerikanın zaten olmayan imajı, Trump döneminde küresel ölçekte dibe vurdu. Diplomasi yerini kabalığa, hukuk yerini tehdide, müttefiklik ise açık şantaja bıraktı. Sonuç? Amerika’nın itibarı artık üst sıralarda değil; adeta mantonun “D seviyesi”nde.
Trump için söylenebilecek tek temenni kaldı: ABD Başkanlığı koltuğundan ne kadar erken giderse, dünya o kadar nefes alır.












2 Yorum
La Rochefaucauld der ki; Açgözlülük, bizi o kadar çok şeye birden saldırtır ki en ehemmiyetsizlerini fazla arzulamak yüzünden, en değerli şeyleri elden kaçırırız. !!!
Açgözlülük ve dünya nimetlerini elde etme hırsı, insanı hakkı olmayan şeylere el uzatmaya zorlar. – Mevlana