Türkiye’de gazetecilik her gün yeni bir seviyeye ulaşıyor. Gerçekten takdire şayan bir yaratıcılık söz konusu. Artık sadece haber yazılmıyor; gerçeklik yeniden tasarlanıyor. Bunun son ve parlak örneklerinden biri de Sabah’ın Aykut Erdoğdu haberi oldu.
Sabah gazetesi büyük bir gazetecilik başarısına imza atarak mahkemede uzun uzun konuşan bir sanığı “sessizliğe büründü” diye yazmayı başardı.
Kolay değil.
Bir insanın dakikalarca savunma yaptığı bir duruşmayı alıp “yanıt veremedi” diye manşete taşımak gerçekten ileri seviye bir editoryal yetenek gerektirir. Çünkü bunun için ya duruşma salonunda söylenenleri hiç dinlememek gerekir ya da dinleyip tamamen farklı bir hikâye yazmak gerekir.
Sabah ikinci yolu tercih etmiş görünüyor.
Ekrem İmamoğlu’nun da sanık olarak yargılandığı İBB Davası’nda CHP’li eski milletvekili Aykut Erdoğdu, itirafçı Ertan Yıldız’ın iddiaları doğrultusunda bir firmaya tadilat izni verilmesi için alındığı öne sürülen 1.2 milyon dolarlık rüşvete aracılık etmekle suçlanıyor. İddiaya göre söz konusu para, Ekrem İmamoğlu’nun kasası olduğu öne sürülen Fatih Keleş’e teslim edildi.
Bu ciddi bir suçlama. Doğal olarak mahkemede de buna ilişkin savunma yapılıyor.
Ama Sabah’ın manşetine bakarsanız Erdoğdu’nun hiçbir şey söylemeden sandalyede oturduğunu zannedersiniz.
Gerçek ise biraz farklı.
Erdoğdu mahkemede açıkça konuşmuş ve suçlamayı reddetmiş.
“Şimdi bana soruyorsunuz, ‘Bu konuda ne diyorsun?’ diye. Vallahi anlatılanlar yalan, yok böyle bir şey. Ben para falan taşımadım, ben çanta almadım. Eğer sizin öyle bir iddianız varsa bana somut bir delil gösterin.”
Bir insanın bu cümleleri kurması bazı gazetelere göre “sessizlik” kategorisine giriyor olmalı.
Erdoğdu ayrıca iddianamede yer alan mesafe verilerine dikkat çekiyor ve şu soruyu soruyor:
“Şu iddianameye göre güya birbirimize 256 metre yaklaşmışız. Ya 256 metreden ben, 1 milyon 250 bin doları nasıl alayım?”
Gerçekten mantıklı bir soru.
Ama görünen o ki manşetlerde mantığın da çok bir değeri yok.
Mahkeme Başkanı’nın, itirafçı Ertan Yıldız’ın ayrıntılı ifadesini hatırlatması üzerine Erdoğdu’nun cevabı ise oldukça dikkat çekici:
“Valla Başkanım, hapisten çıkmak isteyen biri valla 12 bölümlük dizi yazar.”
Erdoğdu’nun savunmasında mizah da var, eleştiri de var, itiraz da var.
Ama Sabah’ın haberine göre ortada tek bir şey var: Sessizlik.
Üstelik Erdoğdu iddia edilen olayın geçtiği yerle ilgili de basit bir mantık yürütmesi yapıyor. Kameralarla dolu, X-ray cihazlarının olduğu, güvenlik görevlilerinin bulunduğu bir yerde milyon dolarlık bir çantanın el değiştirdiği iddiasını sorguluyor.
“Kameraların olduğu, X-ray’den geçilen bir yere 1 milyon 250 bin dolarla girip, tesadüfen biri gelecek, biz ‘tamam mı tamam’ diyeceğiz ve ben bavulla çıkacağım… Ya size mantıklı geldi mi Sayın Başkanım?”
Mahkemede konuşulanlar ile manşette yazılanlar arasında ciddi bir mesafe var. Üstelik bu mesafe 256 metre falan da değil.
Bugün Türkiye’de bazı gazeteler artık haberi aktarmak yerine haberi yeniden yazıyor. Mahkeme salonunda olanı değil, görmek istediklerini manşete taşıyorlar.











