CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olan ve diploması iptal edilip tutuklanan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu 402 sanığın yargılanmasına dördüncü duruşmada devam edildi. Duruşmada etkin pişmanlıktan yararlandırılıp itirafçı olan ancak tahliye edilmeyen tutuklu sanık Ümit Polat, savunmasını yaptı. İtirafçı Polat’ın duruşmadaki iddiaları, İstanbul Valisi’nin resmi açıklamasıyla yalanlandı. Duruşmayı izleyen basın mensupları sanıkların konuşmalarını net duyamayacakları salonun en uzak köşesine alındı. Duruşma pazartesi günü devam edecek.
İBB’ye yönelik yürütülen soruşturma kapsamında yargılanan ve etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanarak itirafçı olan İBB Ağaç AŞ Satın Alma Müdürü sanık Ümit Polat, duruşmada dikkat çeken bir iddiada bulundu. Polat, etkin pişmanlıktan yararlanmasına rağmen tahliye edilmemişti.
Mahkemedeki ifadesinde Polat, İstanbul Valisi Davut Gül’ün, Ağaç AŞ’de çalıştığını öne sürdüğü bir kuzeni aracılığıyla, 19 Mart’ta gerçekleştirilen operasyon öncesinde kendisine “Ses çıkarmasın, beklesin, zaten yakında bir şeyler olacak” şeklinde bir mesaj iletildiğini iddia etti.
Söz konusu ifadelerin bazı basın yayın organlarında yer almasının ardından İstanbul Valisi Davut Gül, sosyal medya platformu X üzerinden resmi bir açıklama yaptı. Gül, paylaşımında, “İBB veya İBB iştiraklerinde çalışan yakın ya da uzak hiçbir akrabam yoktur” ifadelerini kullandı.
Vali Gül’ün bu açıklamasıyla birlikte, duruşmada dile getirilen iddia ile resmi açıklama arasında dikkat çeken bir farklılık ortaya çıktı. Konuya ilişkin değerlendirme ve nihai tespitlerin ise yargılama sürecinde mahkeme heyeti tarafından yapılması bekleniyor.
Editör notu:
Uzun yıllardır yargı muhabirliği yapan bir gazeteci olarak, ceza muhakemesi mevzuatında yer alan “iddianamenin reddi” müessesesinin bu tür durumlarda önemli bir denetim mekanizması olduğunu söylemek mümkün.
İddianame ve soruşturma dosyası daha dikkatli incelenseydi, örneğin sanığın iddiası gibi bölümlerin iddianamenin reddi yoluyla düzeltilmesi ihtimali de gündeme gelebilirdi.
Uygulamada ise bu mekanizmanın oldukça sınırlı kullanıldığı görülüyor. Bu durum, bazı iddiaların yeterince netleşmeden yargılama aşamasına taşınmasına yol açabiliyor.
Yargı süreçlerini uzun yıllardır takip eden bir gazeteci olarak, soruşturma ve kovuşturma aşamalarındaki denetim mekanizmalarının etkin işletilmesinin hem suçsuzluk karinesinin korunması hem de kişilerin kamuoyu önünde haksız şekilde zan altında kalmaması açısından büyük önem taşıdığı kanaatindeyim.
Soruşturma dosyasındaki iddialar ve bu iddialara yönelik yapılan açıklamalar arasındaki farklılıkların, yargılama sürecinde mahkeme tarafından değerlendirileceği belirtiliyor.
Duruşmada basın tartışması: Gazeteciler sanıklardan uzaklaştırıldı
Duruşmada dikkat çeken bir diğer gelişme ise basın mensuplarıyla ilgili oldu. İBB davası, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve ana muhalefet partisi CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olan Ekrem İmamoğlu’nun yargılanması nedeniyle hem Türkiye’de hem de uluslararası kamuoyunda yakından takip ediliyor. Bu nedenle dava, hem iktidara yakın hem de muhalif medya kuruluşlarının gündeminde ilk sıralarda yer alıyor.
Doğal olarak farklı yayın politikalarına sahip medya organları davayı farklı bakış açılarıyla okuyucularına aktarıyor. İktidara yakın medya daha çok iddianame ve suçlamalar üzerinde dururken, muhalif medya ise soruşturma ve iddianamedeki hukuki tartışmaları gündeme taşıyor.
Duruşmaları takip eden gazeteciler açısından ise önemli anlardan biri, verilen aralarda sanıklarla kısa değerlendirmeler yapabilme imkânı. Bu tür temaslar, duruşmada dile getirilen iddiaların sanıklar tarafından nasıl karşılandığını öğrenmek ve kamuoyuna farklı skandalları aktarabilmek açısından gazetecilik pratiğinin bir parçası olarak görülür.
Ancak son duruşmada basın mensuplarının salon içerisinde sanıkların bulunduğu bölüme uzak bir noktaya alınması dikkat çekti. Bu durum, duruşmayı takip eden bazı gazetecilerin sanıkları duymasını zorlaştırdı.
Uzun yıllardır yargı süreçlerini takip eden bir gazeteci olarak şunu söyleyebilirim. Mahkeme heyetlerinin salon düzenine ilişkin bu tür tasarrufları zaman zaman görülebiliyor. Duruşmanın düzenini sağlamak amacıyla alınan bu kararlar gazetecilerin çalışma koşullarını zorlaştırsa da, basın mensupları genellikle duruşma tutanakları ve diğer kaynaklar aracılığıyla eksik kalan bilgileri tamamlayarak kamuoyunu bilgilendirmeye devam edebilirler.
Sonuç olarak, duruşma salonundaki fiziksel sınırlamalara rağmen basın mensupları yargı süreçlerini izlemeyi ve kamuoyuna aktarmayı sürdürecekler. Yargı muhabirliği de çoğu zaman bu tür zorluklara rağmen gerçeğin izini sürmeyi gerektirir.
Vali Davut Gül’ün açıklaması için tıklayın











