Elon Musk’ın savaşı: Algoritma klasik sansürden daha sinsi bir güç, devletlere açılırsa kral çıplak kalır

İspanya Başbakanı Pedro Sanchez, Dubai’deki Dünya Hükümetler Zirvesi’nde 16 yaş altındaki çocukların sosyal medyaya erişimini yasaklanacağını ve sosyal medya platformlarıyla yöneticilerini “nefret söylemi ve yasa dışı içerikler” için yasal sorumluluk altına alınacağını açıkladı. Sanchez’in algoritma manipülasyonunu suç sayma ve platform yöneticilerini cezai sorumluluğa tabi tutma planları da var.

Musk’ın tepkisi

Elon Musk, bu açıklamaların ardından kendisine ait sosyal medya platformu X üzerinden Sanchez’i “tirano” (zorba), “halkına ihanet eden” ve hatta küçültücü bir şekilde “Dirty Sanchez” diye nitelendirerek ağır bir dille eleştirdi. Bu ifadeye yanına emojiler de ekledi ve kişisel saldırılara girdi.

Dijital kamusal alan savaşı

Bu tartışma basit bir “kişisel atışma” değil. Dijital çağda devletlerin teknolojiyle nasıl başa çıkacağı, çocukların çevrim içi dünyada nasıl korunacağı ve sosyal medya devlerinin politik gücünün nereye kadar uzanacağına dair büyük bir çatlağı görünür kılıyor.

Asıl soru şu: Dijital kamusal alanı kim yönetecek? Devlet mi, platform mu?

Ve hemen arkasından gelen ikinci soru: Özgürlük kimin özgürlüğü?

Teknoloji şirketleriyle devletlerin özgürlük tanımları

Büyük teknoloji şirketleri (özellikle Musk’ın diliyle) özgürlüğü genellikle, devletin müdahale etmemesi, içerik, algoritma ve erişim kurallarının özel şirketlerce belirlenmesi, “ifade özgürlüğü”nün mümkün olan en geniş şekilde bırakılması olarak tanımlıyor.

Ama devletler özgürlüğe, çocukların korunması, nefret söylemi, şiddet çağrısı, dezenformasyon, seçimlere, toplumsal barışa ve kamu sağlığına etki yönünden bakıyorlar.

Yani bir tarafta “bırakınız konuşsunlar”, diğer tarafta “konuşmanın bir bedeli ve sorumluluğu olmalı” yaklaşımı var.

Sosyal medya artık “masum” değil

2000’lerin başında sosyal medya “masum bir teknoloji” olarak görülüyordu.

Bugünse devletler şunu net biçimde fark etti: Sosyal medya sadece platform değil, fiilen bir medya kuruluşu, bir algoritmik editör, bir siyasi aktör. Algoritmalar, neyin görüleceğine karar vererek kamuoyunu şekillendiriyor.

Üstelik bunu şeffaf olmadan, hesap vermeden yapıyor.

Avrupa’nın (Sanchez dahil) refleksi şu: “Gazetelerden, TV’lerden sorumluluk istiyorsak, dünyanın en güçlü iletişim araçlarından hiç mi istemeyeceğiz?”

Büyük teknoloji neden direniyor?

Çünkü düzenleme demek, algoritmaların açılması, içerik kararlarının denetlenmesi, para cezaları hatta yöneticilere kişisel hukuki sorumluluk gelmesi demek.

Yani teknoloji şirketlerinin “devlet üstü” konfor alanı daralacak.

Musk’ın sert çıkışlarının arkasında “Eğer Avrupa bunu başarırsa, domino taşı gibi diğer ülkeler de yapar.” korkusu olduğu kesin.

Algoritma = görünmez editör

Bugün hepimize neyin gösterileceğine bir yayın yönetmeni, bir kamu kurumu ya da bir mahkeme değil; ticari hedeflere göre eğitilmiş bir algoritma karar veriyor.

Gazetede manşeti görürsün, televizyonda editörü bilirsin. Algoritmada ise neden onu gördüğünü bilmezsin.

İşte bu yüzden algoritmik güç, klasik sansürden daha sinsi.

Algoritmayı asla bırakmaz

Musk’ın algoritmayı açması demek; X’in kimi öne çıkardığını, kimi bastırdığını, hangi içerikten nasıl kazandığını ifşa etmesi demek. Bu da platformun gerçek iktidar haritasını ortaya koyar.

Hiçbir güç odağı bunu isteyerek yapmaz.

Musk ifade özgürlüğünü savunurken aslında şunu söylüyor:

“Hiçbir devlet benim kurallarıma karışmasın.”

Bu bireysel özgürlük değil; platform egemenliğidir.

Asıl ironik taraf

Musk, devlete “otoriter” derken, kendi platformunda hesapları askıya alabiliyor, görünürlüğü düşürebiliyor, kuralları tek taraflı değiştirebiliyor.

Ve buna karşı şeffaflık yok, bağımsız itiraz yok, demokratik meşruiyet yok.

Yani eleştirdiği şeyin daha yoğun bir versiyonunu uyguluyor.

Son söz

Algoritmalar demokratikleşmez; demokratik rejimler algoritmaları sınırlamaya çalışır.

Musk’ın dünyasında bu bir tehdittir. Devletlerin dünyasında ise artık bir zorunluluk.

Sosyal medya platformları “herkes konuşabilir” vaadiyle çıktı. Geldiğimiz nokta ise şu:

Herkes konuşabilir ama parası olan duyulur.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir