Kalemin suç dosyası

Gazeteci Merdan Yanardağ. TELE 1 televizyonunun genel yayın yönetmeni. İktidar karşıtı kimliğiyle biliniyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu olduğu soruşturma kapsamında, casusluk suçlamasıyla tutuklandı.

İfadesinde, gençlik yıllarından bu yana emperyalizme ve siyonizme karşı mücadele ettiğini belirten Yanardağ, “Ben sol görüşlü ve yurtsever bir gazeteciyim. Ülkemin ve halkımın aleyhine herhangi bir faaliyetin içinde olmam düşünülemez” dedi.

Genel yayın yönetmeni olduğu TELE 1 kanalına el konuldu. Başsavcılık ise, Yanardağ’ın kanalı fiilen yönettiğini ve resmi kayıtlarda şirket sahibi olarak görünen oğlu Alp Yanardağ üzerinden suça karıştığını iddia etti.

***

Gazeteci Alican Uludağ. Ankara’da yaptığı yargı haberleriyle tanınıyor. Haberleri ve yorumlarıyla iktidarı ve destekçilerini rahatsız ettiği gerekçesiyle hedefteydi.

Ankara’da yaşamasına rağmen İstanbul merkezli bir soruşturma kapsamında gözaltına alındı, İstanbul’a götürüldü ve tutuklandı. Aylık tutukluluk incelemesinde savunması dahi alınmadan tutukluluğunun devamına karar verildi.

Hakkında üç ayrı suçlamadan 20 yıla kadar hapis cezası talep ediliyor.

18 yıllık adliye muhabiri olduğunu vurgulayan Uludağ, “Gazetecilik sınırları içinde işimi yaptım. Paylaşımlarım suç değil, eleştiri hakkı kapsamındadır. Gerçekleri yazıyorsam bu suç olarak görülemez” dedi.

***

Gazeteci İsmail Arı. BirGün gazetesinde muhabirlik yapıyor. Siyasetle bağlantılı bir vakıf ve bir okul hakkında yaptığı haberler nedeniyle hedef alındı.

Tokat’ta bayram sırasında gözaltına alındı ve ardından tutuklandı.

İfadesinde yalnızca gazetecilik yaptığını belirterek, “Ben gazeteciyim ve mesleğim dışında bir şey yapmadım” dedi.

Çağdaş Gazeteciler Derneği ise şu açıklamayı yaptı:

“Her iki soruşturmada da dikkat çeken bir uygulama var: Gözaltı sürecinde, ifade alınırken dosyaya yeni suçlamalar ve haberler eklenerek suç vasfı değiştirilmek isteniyor. Gazetecilerin haberleri suç gibi gösteriliyor ve bu şekilde özgürlüklerini kısıtlayacak kararlar veriliyor. Gazeteciler düşman değildir. Bu düşman hukukundan vazgeçilmelidir.”

***

Ülkede tutuklu gazeteciler yalnızca Yanardağ, Uludağ ve Arı’dan ibaret değil. Daha birçok isim, yazdıkları haberler ya da ifade ettikleri düşünceler nedeniyle cezaevinde.

Düşünce ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar kaldırılmadıkça, bugün bu isimler, yarın başkaları aynı kaderi yaşayacak.

Susmak mı konuşmak mı?
Sessiz kalmak mı yazmak mı?
Düşünmek mi, cehalet mi?
Yüzleşmek mi kaçmak mı?
Direnmek mi boyun eğmek mi?

Ve en sonunda:
Gerçekten yaşamak mı,
yoksa sadece var olmak mı?

Bir gazeteciye 20 yıla varan ceza talebi adaletle bağdaşıyor mu?

Gazeteciliğe tutuklama, iktidardan bir gözdağı daha

 

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir