Emperyalizm yalnızca ülkeleri değil; liderleri de satın alır

Türker Karapınar
Türker Karapınar

2026 yılı da emperyalist savaş politikalarının gölgesinde başlamıştır. Bir kez daha sahne aynı, aktör değişmedi. ABD, çıkarları tehdit altına girdiğinde “demokrasi”, “özgürlük” ve “güvenlik” söylemlerini bir kenara bırakıp gerçek yüzünü gösterdi. ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle Venezuela bombalandı. Emperyalizmin dünyaya dayattığı hukuksuz düzenin yeni bir halkası daha.

Venezuela olağanüstü hâl ilan etti. Trump değil; saldırıya uğrayan Venezuela suçlu ilan edildi. Emperyalist akıl, önce istikrarsızlaştırır, sonra müdahale eder, ardından yıkımın sorumluluğunu yine o ülkenin yönetimine yükler. Suriye’de, Irak’ta, Libya’da, Afganistan’da yaşananlar ortadadır. Bugün Venezuela, dünün bu ülkelerinin yeni halkasıdır. ABD’nin silah gücü, teknolojisi ve propaganda aygıtı karşısında küçük ya da ekonomik olarak zayıflatılmış ülkelerin gerçek anlamda bir “seçme şansı” yoktur. Bu bir savaş değil; bir dayatmadır. Bu bir savunma değil; açık bir tahakkümdür.

Peki Venezuela halkı? Emperyalist saldırıların her zaman olduğu gibi en ağır bedelini halk öder. Ambargolarla, ekonomik sabotajlarla yoksullaştırılmış bir toplum, şimdi de bombalarla cezalandırılmıştır. Halkın yaşadığı sıkıntılar gerçektir. Maduro yönetiminin hataları da gerçektir. Ancak hiçbir yönetim hatası, bir ülkenin egemenliğinin çiğnenmesini meşrulaştıramaz.

Ne var ki burada acı bir gerçek daha açığa çıkmıştır. Trump’ın açıklamasına göre Maduro ve eşi yakalanmış, ülke dışına çıkarılmıştır. Yani bedeli halk öderken, yöneten “kurtarılmıştır”. Bu, yalnızca siyasi bir yenilgi değil; aynı zamanda tarihsel bir ihanettir. Kendisine oy veren, emperyalizme karşı durduğunu düşünerek onu destekleyen kitlelerin güveni yerle bir edilmiştir.

Bu noktada mesele artık yalnızca Maduro değildir. Emperyalizme karşı durduğunu iddia eden bir liderin, ilk tehditte kendi canını kurtarmak için o sistemle uzlaşması, emperyalizmin nasıl işlediğini bir kez daha göstermiştir. Emperyalizm yalnızca ülkeleri değil; liderleri de satın alır, çözer ve işlevsizleştirir.

Asıl mesele, emperyalizme boyun eğmeyen halkların sıraya konulmasıdır. Bugün Venezuela, yarın başka bir ülke. Çünkü sorun kişiler değil; özgürlük ve bağımsızlıktır. Trump’ın tahammül edemediği de tam olarak budur. Trump bu düzenin yalnızca görünen yüzüdür. Kendisini dünyanın efendisi sanan bu anlayış, Amerikan halkının oyunu meşruiyet kalkanı olarak kullanarak dünyanın geri kalanına zorbalık dayatmaktadır. Demokrasi, bombaların altında anlamını yitirir.

Değişmeyen gerçek şudur: Emperyalizm nereye girdiyse, orada yıkım, kan ve yıllar süren kaos vardır. Kazananlar silah şirketleri, petrol devleri, küresel sermaye ve kişisel servetlerdir. Kaybedenler ise evsiz kalan halklar, ölen çocuklar ve geleceği çalınan ülkelerdir. Venezuela bugün, emperyalizme direndiğini sanan ama içeriden çözülen bir düzenin acı sonucunu yaşamaktadır. Ve bu düzen, liderler pazarlık yaptığında değil; halklar bilinçlendiğinde ve karşı durduğunda değişecektir.

 

 

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir