İsrail’in operasyona verdiği isim Aslanın Kükreyişi, Amerika’nın verdiği isim Destansı Öfke Operasyonu.
Operasyonun amacı?
İran’ın nükleer ve balistik kapasitesini sınırlamak, yeni bir rejim yaratmak.
Hürmüz Boğazı, hakimiyet ve batılı bir İran
Hikaye burada başlıyor.
İran’da Batı ile uyumlu yeni bir rejim, yalnızca iç siyasi dönüşüm anlamına gelmez; Orta Doğu’daki enerji ve güvenlik mimarisini kökten değiştirir. Böyle bir tabloda günlük milyonlarca varil petrolün akışını belirleyen bir İran ve ABD–İsrail eksenine daha açık bir Hürmüz Boğazı, küresel güç dengelerini doğrudan etkiler.
Bu durum en çok Rusya, Çin ve Hindistan gibi İran’la enerji, ticaret ve jeopolitik bağları güçlü Doğu Asya’yı sarsar. Enerji arzının kontrolü, yalnızca ekonomik değil stratejik bir kaldıraçtır. Petrol ve doğalgaz hatları üzerinde hakimiyet kurulur.
Sorun tam da burada: Eğer mesele güvenlikten çok enerji yolları ve küresel nüfuz alanlarıysa, uluslararası hukuk söylemi hızla geri plana itilebilir. Güç siyaseti, normların önüne geçebilir. Tarih bunun örnekleriyle dolu.
Dünya, kurallara dayalı düzen iddiasından uzaklaşıp güç merkezlerinin çıkarlarına göre şekillenen daha sert bir döneme girdi bile.
Birleşik Krallık faktörü
Bu tabloya Birleşik Krallık’ın dahil olması da şaşırtıcı değil. Londra’nın Orta Doğu’daki tarihsel rolü hatırlandığında, enerji yolları ve bölgesel güç dengeleri söz konusu olduğunda İngiltere’nin pozisyon alması yeni değil. 20. yüzyıl boyunca Orta Doğu sınırlarının çizilmesinde ve enerji kaynaklarının paylaşımında aktif rol oynayan bir ülkenin, bugün yaşanan büyük jeopolitik bölüşümde dışarıda kalması beklenmezdi.
Birleşik Krallık’ın refleksi stratejik çıkar eksenlidir. Deniz yolları, ticaret hatları ve enerji akışı Londra için tarihsel olarak güvenlik meselesidir. Bu nedenle İran merkezli bir enerji ve güç dengesi mücadelesinde İngiltere’nin pozisyon alması, ideolojik değil jeopolitiktir.
Ancak bu durum, güç siyasetinin yeniden öne çıktığı bir dönemi işaret ediyor.
Eğer büyük aktörler enerji ve nüfuz alanlarını yeniden paylaşma sürecine girerse, zaten bitmeye yakın olan “kurallara dayalı uluslararası düzen” söylemi daha da aşınır.
Kimin gücü kimin gücüne yeterse düzenine hoş geldin dünya.











