Bir gazetecinin terör savcılığıyla imtihanı; terör suçlaması yok, şikayet yok, yetki tartışmalı; buna rağmen dosya terör savcılığında

Bu sefer habere tersten başlıyorum.

Gazeteci, 23 Şubat’ta Silivri’deki Marmara 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’na konuldu.

Cumhurbaşkanına hakaret suçundan tutuklandı ve Metris Cezaevi’ne gönderildi.

Mahkemede verdiği ifadesinde, Adalet Bakanı’nın adını geçirerek, “Benzer birçok operasyona karşı yorumlarını ve eleştirilerini dile getireceği için Alican’ı uzaklaştırmamız lazım Ankara’dan denilerek bu dosya uyduruldu” dedi.

Savcılık 20 Şubat’ta Cumhurbaşkanına hakaret suçundan tutuklamaya sevk etti.

İstanbul’a götürüldü.

Ankara’daki evinden gözaltına alındı.

Gazetecinin 19 Şubat’ta gözaltına alınmasına karar verildi.

Böylece soruşturma üç ayrı suç başlığıyla genişletildi.

Bir yıl önceki tweetleri incelendi.

301 için gerekli olan Adalet Bakanlığı izni alındı.

Cumhurbaşkanına hakaret (TCK 299) ve  (TCK 301) suçlarından inceleme yaptırıldı.

Ancak bu başlık kısa sürede yetersiz kaldı.

Soruşturma TCK 217/A’dan açıldı. (Haberimi Adalet Bakanı’nın 25 Şubat’ta yaptığı açıklama doğrultusunda düzeltiyorum.)

Soruşturmayı, Adalet Bakanı’nın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde Terör Suçları Soruşturma Bürosu’nda görevlendirilen Cumhuriyet Savcısı yürüttü.

Gazeteci Alican Uludağ hakkındaki soruşturma 19 Şubat’ta açıldı.

Niçin terör savcılığındayız?

 

Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın, gazetecinin arkadaşlarının açtığı sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı.

Yalçın, açıklamasında, müvekkilinin niçin terör savcılığı tarafından soruşturulduğu sorusuna karşılık şu yanıtı aldıklarını aktarıyor:

“Biz savcıya sorduk: ‘Niçin terör savcılığındayız? Müvekkilimiz terör suçu ile mi suçlanıyor?’ Hayır, terör suçu isnadı yok. Buna rağmen dosya terör savcılığında yürütülüyor. Soruşturmanın İstanbul’da yürütülmesinin hukuki bir dayanağı yok.”

Soruşturma neden İstanbul’da?

Uludağ’ın avukatı Yalçın, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan Cumhurbaşkanının avukatları tarafından herhangi bir şikayette bulunulmadığını, Ankara’daki savcılıkların bu paylaşımlar nedeniyle bir soruşturma açmadığını da söylüyor. Yalçın, “Tutuklamaya sevk yazısında suç tarihi 19 Şubat 2026 olarak gösteriliyor. Bu doğru değil. Dosya içeriğinden anlıyoruz ki ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ suçlamasına dayanak yapılan paylaşımların tamamı 2025 yılına ait. En yakını yaklaşık dört ay önce atılmış, bazıları bir yıl öncesine dayanıyor. Bir yıl boyunca Cumhurbaşkanının avukatları tarafından herhangi bir şikâyette bulunulmamış. Ankara’daki savcılıklar da bu paylaşımlar nedeniyle bir soruşturma açmamış. Buna rağmen İstanbul’da ve üstelik bir terör savcısı tarafından re’sen soruşturma başlatılıyor” dedi.

“301 soruşturmaya hukuki görünüm kazandırmanın bir kisvesi”

Yalçın, şöyle diyor:

“Soruşturmanın nasıl başladığını anlamak açısından şunu söyleyeyim: Alican 18 yıldır olduğu gibi 19 Şubat günü mesaisine başlıyor. Sabah saat 10.00’da Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bir basın açıklamasını alıntılayarak bir paylaşım yapıyor. O basın açıklamasında, ‘Casperlar’ olarak bilinen bir yapıya ilişkin soruşturmada elde edilen delillerden bazı kamu görevlilerinin örgütle dirsek teması içinde olduğuna, adli soruşturmalara ilişkin bilgileri örgüt yöneticilerine ilettiklerine dair tespitler yer alıyor. Alican da bu açıklamayı alıntılayarak mafyanın artık sadece üyelerden ibaret olmadığını, siyasiler, bürokratlar, hâkimler ve savcıların da bu yapılarla birlikte hareket edebildiğini ifade eden bir değerlendirme yapıyor. Soruşturma bu paylaşımın hemen arkasından TCK 301 kapsamında, ‘yargı organlarını aşağılama’ iddiasıyla açılıyor. Bu suç izne tabi olduğu için Bakanlıktan izin isteniyor. Ancak 19 Şubat tarihli bu paylaşım, soruşturmaya hukuki bir görünüm kazandırmanın bir kisvesi. Nitekim bu paylaşımla soruşturmayı yürütmenin mümkün olmadığı anlaşılınca geriye dönük olarak 2025 yılına ait 22 ayrı paylaşım daha dosyaya ekleniyor. Bu kez TCK 299, yani Cumhurbaşkanına hakaret ve TCK 217/A, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlamaları gündeme getiriliyor.”

Terör isnadı olmadan terör savcılığında yürütülen, şikâyet olmadan açılan ve geçmiş paylaşımlarla genişletilen bu dosya, yalnızca bir gazetecinin değil, hukukun nerede başladığı sorusunun da yargılandığı bir dosyaya dönüştü.

Etiketlendi:

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir